Meditasyon

 Batu'nun varlığını öğrendiğimden beri sanırım 1 milyon kere tekrar ettiğim duamı, bugün ocağın başında yine mırıldanıyordum ki bir dakika dedim.


"Allah'ım yalvarırım beni sevdiklerimin, özellikle de çocuklarımın sağlıklarıyla ve mutluluklarıyla sınama. İlla ki bir diyet ödeyeceksem çalışarak hak ettiğim hiçbir şeye erişemeyeyim." (Çünkü emek kutsaldır, hakkının yenmesi insanı kahreder.)


Bir dakika duralım burada. Ben neler söylüyorum böyle. Her konuyu kendine bağlayamazsın. Sen o kadar da büyük değilsin ve bu bazen güzel bir şeydir.


35 yıllık ömrümde çalışmanın, iyi niyetin gücüne inanacak kadar gelişmişim. Ancak teslimiyet gereken konularda bir adım ilerleyememişim. 


Ulen hayat, bize endoplazmik retikulumdan trigonometrik dönüşüm ile integral almaya kadar her şeyi öğrettin de kendimize şefkat gösterme yöntemlerine hiç mi vakit bulamadın?!


Bu hayata illa ki sınanmaya mı geldik? Bedel ödenmeyen bir yaşam anlayışı makbul değil mi? Sadece mesela güzellikleri aramaya niyet ettiğimiz bir yolculuk olamaz mı hayat? Acı, gam, keder olmadan anlamı olmuyor mu hayatın? Neden bu kadar haksızlık karşısında kendimizi suçlu hissetmemek için başımıza kötü şeylerin gelmesi gerektiğine inandırıldık?


İyi ki süt kaynatma meditasyonu yapmışım bugün. Böyle böyle öğreneceğiz, kendimizi utanmadan sevmeyi ve şefkat göstermeyi...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Otantik Yaşantımdan Notlar

Hey Barbie!